Neden bu Blog ?

Samimiyeti kalbinde arayan romantik bir yazarın bence güzel sözleriyle süslü blogu...

26 Mayıs 2019 Pazar

Taş Duvarlar

Tarihi okulun zamana meydan okuyan duvarları,
Hüzünlü bir ezgi eşliğinde
Geçen zaman taşlara lekelenmiş,
Taşlar yorgun taşlar buruşuk taşlar ağarmış
Ne yandan baksan taşlara yaşanmış olaylara tanık,
Kimi zaman öfke kimi zaman gözyaşı akar,
Duvarlara doğru bir insan gönlünden
Harcına hatıralar bulanır,
Sadakati nankör insanlaradır.
Biraz yaşamış olan her insan ne zaman bu duvarlara baksa,
Sağnak halinde düşer gözlerinin önüne anılar
Bir kağnı araba hızında geçer sevgiler,
Ne zaman uzanmak istese hatıralarına,
Bir martı sesi ya da densiz bir araba kornası
Duvarları ve beraberindekilerini unutturup,
Tatılı rüyasından uyandırır kimseyi bir dahaki
sefere yeniden geçmek üzere önünden,


22 Mayıs 2019 Çarşamba

Akşam

Saat 11 oldu.Koca bir gün daha devrildi.Akşam tüm sessizliğiyle insanı vicdan muhasebesi yapmak üzere  yine yanlız bıraktı.Gün içerisinde o kadar çok duygu değişimi oluyor ki,Anca akşama onun muhasebesini yapma fırsatı oluyor.

Bugün hastalığım sebebiyle 2 gün ara verdiğim işime bir heyecanla başladım.Sonra aynı işlerle karşılaşınca sıkıldım.Sonra insanlar sağlığımı merak edip soruşturunca sevindim.Bir kaç insana espri yapıp gülümsetince mutlu oldum.Sonra hastalığım nüksedince yine bozuldum.Sevdiğim çalışma arkadaşım şirkete gelince yine bir mutlu oldum.Uzun zamandır kovaladığım iş gerçekleşince rahatladım.Öğle arası cadde de gezmeye çıktığımda güzel kadınlar gördüm etkilendim.Arkadaşımla bir konu üzerinde tartıştım bozuldum.Akşama doğru iş için sinirlendim.vesaire,

Gelgelelim bugün arkadaşımla yaptığımız tartışmanın ayrıntılarına,Arkadaşım 2 günlük bir iş gezisi için İzmir e gitmişti.Şirketimizin bir şubeside orda bulunuyor.Çalışanlarda haliyle iş arkadaşlarımız.
Onlardan biri sırf İzmir de hayal ettiği hayatı yaşabilmek için yani bahçesinin olduğu trafiğin ve insanın az olduğu bir yerde kendi ürünlerini yetiştirerek bir hayat yaşamaktaymış.Aslında anlatılınca ne kadar da güzel değil mi herkesin hayali.Ama benim kanaatim bu görüşün çok bencilce olduğundan yana.Neden ?

Spor salonuna arada sırada giderken bir tane temizlikçi bir abimiz vardı.Adı Cengiz zamanında ecza işindeymiş.Bir çok ilaç yanılmıyorsam diş için sadece ondan sorulurmuş.Sonralar işte dost kazığı ve bildiğimiz hikayeler şaşaalı günlere elveda.En güzel karılar engüzel mekanlar emrine amadeymiş.Spor salonuna gelen kızlar onun gezdikleri yanında hiçbirşeymiş.Bir ara soyunma odasında kendisiyle karşılaştım.Bir baktım Iphone telefonunda bir geri sayım.Benimde aklım hemen İlluminati sitesinde geri sayım başlamıştı ya ona gitti.Dedim mason musun Tarikata has bir geri sayım mı :)Abi hikayesini bildiğim için bana emekliliğime kalan süre dedi.Daha önce yaşadığı şaşaalı hayatı bir temizlikçi olarak idame ettirmek hangi insanın kolay kaldırabileceği bir şey ki.Peki dedim abi emekli olduktan sonra napıcan ? Gidecem memlekte ev kirası felan da varmış.Çocuklar zaten büyümüş orda yaşamaya devam.

Haydii ya  arkadaş insan belirli bir yaşa geldikten sonra neden hayatta her istediğini bencilce elde ettikten sonra herşey tamammış gibi köşesine çekliyor.Neden böyle olmak zorunda ?Hadi diyelim öteki taraf yok.Ya da öteki tarafta bildiğimiz anladmda hayat yok.Bu dünya da X insanın katkısı yiyip içmek gitmek mi ? Bir platonu bir Atatürk ü ya da diğer büyük düşünürleri düşünüyorumda .Bu adamlar hayatının son anına kadar ideal olarak belirledikleri yolda yani insanlık adına birşeyler yapmak için canını dişine taktılar.Ben hiçbirinin kenara çekileyimde insanlardan uzak durayım görüşünü desteklediklerini düşünmüyorum.Peki biz ne yapalım ? İnsanlara faydanız olsun.Neden kendi dünyanıza çekilip ölümü bekliyorsunuz ? İnsanlara kimsesizlere çocuklara sizden sonra bu dünyaya geleceklere,müslümanlara,akrabalarınıza sıkıntısı olanlara kimsesiz hayvanlara yardım etmek daha güzel bir amaca hizmet etmiyor mu ?

Kusura bakmayın ama çiftlik hayatı yaşamak isteyen insanlar eğer sadece kendi kafa rahatlığı için bu kadar bencil olarak yaşamak istiyorlarsa paranız keyfiniz elbette sizin,

Sadece boş bir insandan boş fikirler dinlediniz.Neden boş bir insan ? Çünkü ne yazıkki akıl verdiğim yerde o insanlara günlük koşuşturmada yardım edemiyorum.

İşte bu blogu yazılma amacıda bu,Ben bu fikirlerimi birilerine anlatamıyorum.Çünkü insanlarla iletişim kurmak benim için zor.Herkes o kadar zeki ki eminim bu söylediklerimi tecrübe edip yeni bir noktaya taşımışlardır.

Ben hala köhneleşmiş,cahil kalmış,orta çağın iyimser entelijansiyalarının fikirlerini yeni birşeymiş gibi düşüneyim.



21 Mayıs 2019 Salı

İlan-ı Aşk,

İlan-ı Aşk,

Müftela ellerimde aşk ateşi boğuk bir şekilde titriyor.
Avucumun içinde  sadece beyaz tenli uzun parmaklı ellerin üşüyor.
Hayal mi gerçek mi bilmiyorum.
Sağım solum sen oluyorsun,
Her gelen misafir oluyor senin yerine,
Kulaklarım senin yüzünden çınlıyor,
Sanki beni çağırıyorsun uzak bir yerlerden sanki sanki yorgan altından,
Sesin ağlamaklı, sesin, senin sesin bu eminim,
Hem niye başkası seslensin ki bana,
Küfretmek için bile anmazlar adımı.
Sesinin geldiği yerde
Ay doğuyor yine karanlık bir gecede,
Yıldızlar dünyamızın başına üşüşüyor,
Sanki Ay ve Yıldızlar  sana kavuşayım diye üstüme geliyor,
Hayal mi gerçek mi bilmiyorum.
Düşlerim seni kovalamaktan yorulmuyor,
Her giydiğin gecelikte benim bir düşüm var.
Sar beni ne olur müftela ellerimi aşk ateşinden titreyen
Ay ve yıldızlar ışığında gerçekten.



Edebi Yazı yazmak

İskelede vapur beklerken gözüme bir güzellik ilişti.Pembe bir bluzun içinde mini etekli sarışın ve beyaz teniyle boy gösteren bir deniz kızı. Eline küçük bir çantayla öylece iskelede durmuş saatini kontrol ediyordu.Dudakları her açılısında bazen öflüyor bazen küçük bir gülümseme bırakıyordu.Zerafet her hareketine yansıyordu.İlk başta varlığına fazla aldırış etmedim başka şeylere odaklanmaya çalıştım.Denizde sürüler halinde geçen balıkları düşündüm.Öteki vapurları,ama nafile güzellik bir kere zehirlemişti gözlerimi,tiryakisi olmuştum onu görmenin.Cesaret edip bir kez daha baktım.Güzelliği hatırladığım gibiydi.Belkide daha da güzel.Sonra bu dudakların benimle konuştuğunu benim yaptığım şakalarla yüzünde dağılmasını ve gözlerinin bir yıldız gibi parıldamasını istedim.Vapur yanaştı.Tüm kalabalık bir anda deniz kızınıda alıp vapura doluşmaya başladı.Hemen vapura atladım.Vapur bir çok deniz kızıyla doluydu.Ama benim deniz kızım değildi hiçbiri.Nihayet vapurun üst bölümünde terasta oturduğu yeri keşfetmiştim.Hemen onu görebilmek için en iyi cepheyi seçmiştim.O denize bakıyordu sadece yan yüzünü görüyordum.Yanakları denizden esen rüzgarla al al olmuştu.O an başka ne düşünebilirdim ki.Gözlerine deniz suyu kaçmıştı.Tuzlu tuzlu pul pul olmuş yanaklarını yavaştan okşuyordu.Sonra önümden bir çaycı geçti.Bir an olsun onu göremedim.Çaycı geçtikten sonra deniz kızı  vapurdan aşağı bakıyordu.Sadece saçları ve saçlarının arkası görünüyordu bana. pembe bluzunun beyaz pantolonu ve çıplak ayaklarına takılı terlikleri.Bir an olsun arkasından sıkıca sarılıp balıkları istanbulu selamlamak içimden geldi.Sonra bir an olsun yine gözlerimi uzaklara doğru diktim.Bir kaç diyeceğim vardı İstanbul'a,Ey istanbul benim gördüğümü sende görüyorsun,neden bu kız bana bunları hissettiriyor.Benim bunları düşünmemin bana ne yararı var o güzelliği öpmedikçe ya da onun için bir anlam ifade etmememin,Ey aşıklar şehri bir gün o güzel deniz kızından  bendede olacakmı acaba diye iç geçirirken karşı yakaya geçmiştik artık.
Kız vapurdan yavaşca indi.Kızı takip etmiyordum.Sadece yolumda gidiyordum.Sonra uzun boylu bir erkek çocuk bu deniz kızını almaya geldi.Vapurda gördüğüm hayran olduğum kız başka birine öyle bir atladıki kucağına öyle bir sarıldı ki,ahhh nasıl anlatsam,

Önce durdum.sonra sadece izledim.Sabahtan beri hayal ettiğiniz düşlediğiniz bir hayalin bu kadar çabuk sönmesi ne kadar yakıyor.Bazen insanlar için anlık kıyametler kopar ya.Kucağından indirdiği kızı öpe öpe yanına aldı ve sarmaş dolaş kalabalıktan kayboldular.Sonra düşündüm.düşündüm.
ve dua ettim Allah 'a  deniz kızının yüzünü hep gülümset diye.İyi mi dir kötü mü dür bilmiyorum ama vapurda bana hissettirdiklerinden ötürü onun için yapabileceğim en güzel veda en içten iyi bir dilek olurdu herhalde.Bir de başka bir deniz kızıda bana sarılsa hiç de fena olmazdı aslında.






Siyasi olmayan seçimler hakkında,


Küçükken ne kadarda çok karşılarşırdık büyüyünce ne olacaksın sorularıyla Allahtan çevrem çocukları kaale almadan biraz daha salaş olduğu için bu soruya muhattap olmadım.Ancak lise ve ortaokul dönemlerinde zilyon tane akrabadan çokca cevabın soru soran tarafından verildiği birçok üstü kapalı tavsiye aldım.

Kafa basit çalışıyordu.Para hangi meslekteyse o meslek seçilmeliydi.Mesleğin doğduğun yer değil doyduğun yerdi.Elbette her yiğin gönlünde bir aslan yatıyor.Benimkisi futboldu.Ne zaman futbol topu bu kadar sevimli gelmeye başladı hatırlamıyorum.Heran oynamak keyif veriyordu.Ailem oynamama karşıydı.Çünkü futbol sakatlanmaya müsait bir oyundu.Ben okuyup adam olmalıydım.Neticede adam olma konusunu bilmesemde onların istediğini yaptım.

Seçimlerimiz ne kadar bize ait olursa pişmanlığıda mutluluğuda o kadar fazla olacaktır.Keşke bu sözü seçimlerim sonucu yaşadığım hayat için tecrübe etmiş olarak kursaydım.

Futbol ya da şuanki mesleğim seçimleri benim olmayan bir evrenin tezahürü belkide bunun farkında olan ,ben ,huzursuzum.

Her an seçime o kadar zorlanıyoruz ki,sadece seçmek birşeyi birşeylerden ötürü,

Bazen güzel birini görürsün onun ne kadar güzel olduğunu söylemek istersin ama konuşmamayı tercih edersin.edebiyat yapmadan dilin dolanmadan sadece çok güzelsin demek,ama ihtimaller devreye girer.Ya ile başlayan türlü türlü olasılıklar sonucu kafanı çevirirsin içinde bir ukdeyle.

Sonra ne bilim çocuğunu kaale almayan anne babaya küfretmek,ya da kızmak.Onun neşesine ortak olmadıkları için,ama susmayı tercih etmek.üstüne vazife olmayan şeyler için.

Birinin gözünün içine baka baka yalan söylediğini yüzüne söyleyememek sadece gülümsemek,gülümsemeyi tercih etmek.kaşındakini kaybetmemek uğruna.

Yanlız kalmayı tercih etmek başkalarınıda yanlız bırakarak bencilce belkide,

Seçemiyorum ben doğru olanı,bana doğru gelen bazen aklıma bazen şehvetime bazen kalbime söz geçiremiyor.Doğruyu seçen kalp mi olmalı akıl mı ? Doğru seçim yapmak insanı mutlu edermi ?

En iyisi siktir etmek herhalde bunuda bunlarıda,





Giriş


Selam Pranga Kafa Severler,

Neden böyle bir blog açmak istedim.Kişilik olarak insanları saçmalıklarımla sıkmak yerine saçmalıklarımla sıkılmak isteyen insanların olabileceğini düşündüğüm için açtım.Alakası yok bunu şuan güzel bir yazı girişi olsun diye karaladım.

Başkalarının yazdıklarını okumak çok sıkıcı gelmeye başladı.Madem çok biliyorsun sen yaz bakalım ne kadar dikkate değer tartışalım.Yazı ve fikirlerimle edebiyat dünyasını sarsacak halim yok.Sadece bu dünyada kendine yer arayan bir ruhun bir hevesi ya da denemesi olarak da görebilirsiniz.

Ben Kimim,

20 li yaşlarımın ortasındayım.Ekonomi alanında üniversite öğrenimi gördüm.Çok az insana beni hakiki manada tanıma fırsatı verdim.Çok insan sevdim.Gülümsemek hep dudağımın kenarında kaldı.
Duygu ve düşüncelerimi hayatım boyunca dilimin arkasında prangalara vurdum.Bu blogda paylaşacağım yazılar belkide fikir ve düşüncelerime bir nebze olsun havalandırma saati olabilir.
Okunur mu okunmaz mı bilmiyorum.Ama ileride geriye dönüp baktığımda özeleştirimi yapabilmek için internet gibi sanal bir ortamda yazılı kalsın.Söz uçar yazı kalır.

Ben bu blogda felsefe yapıcam.Gün içerisinde yaptıklarımın doğruluğunu o kadar sorguluyorum ki,
belki bazı insanlar bu konuda bana yardımcı olabilir.Genelde çatışmalarım  hep akıllımıyım yoksa değilmiyim esaslı.Ben insan olarak  kendimi çok fazla yargılamaya meyilliyim.Ve başkaların eleştirilerine hep kulak vermişimdir.Haliyle pranga kafa ve başıboş yazılar kavramları güvensiz kişiliğin emareleri.

Bir insanın doğruyu bilipde yapmaması ya da yapamaması ya da kendi içindeki birşeylerin engel olması sizede garip gelmiyor mu ?

Eminim benim gibi düşünen birçok insan var.Henüz düşüncelerimi tam olarak anlatamamış olabilirim.Ama anlayacaksınız.













Gargara Yapıp Gelin"

Ahh be insanlar, birbirlerine ne kadar da kolay yalan söyleyebiliyorlar. Bugün bir arkadaşım, mağazadan bir şey alabilmek için bir senaryo ...